Once upon a time…

Büyükşehir kaosundan sıkılan 4 kişilik bir aile vamış. Evin babası bir gün bir şekilde Datça’ya geldiğinde “işte burası!” demiş. Başlamış evin annesini ikna çalışmalarına… Çocukları için son derece sağlıklı bir yaşam olacağından, havanın ne kadar temiz olduğundan bahsetmiş. Sonunda ikna etmiş. Tası tarağı toplayıp gelmişler Datça’ya…

Datça’nın ilk yerleşim birimi olan Eski Datça köyünde, Eski Datça Evleri adını verdikleri şirin mi şirin bir konaklama mekanı yaratmışlar. Bu aile 5 yıldızlı otel, herşey dahil turizmi çok sevmiyor olsa gerek, mekanlarının, kendi istedikleri gibi bir yer olmasını çok istemişler. Butik otel lafından da pek hoşlanmadıklarından isimlerinin sonuna o lafı eklememişler. Ama sadece ESKİ DATÇA EVLERİ deseler, emlakçı zannedileceklerinden çekinip, Apart Otel takısını eklemişler. Ama bildiğiniz apart otellerden çok farklı. Otel gibi değil. Eviniz gibi. Seçenek de sunabiliyormuş. İster apart, ister pansiyon, isterseniz yazlık… Badem ve Zeytin Evleri rahatınız düşünülerek hazırlanmış, dekore edilmiş bir yaşam alanı ve yatak odasından oluşuyormuş. İncir evleri ise stüdyo tipinde tüm gün odada vakit geçiremem ben bir gezginim diyenler içinmiş. Eski Datça’nın korunmuş mimarisi içinde kendinizi bulacağınız, hiç olmadığı kadar dinlenebileceğiniz bir tatil için hizmetinizdeymişler… Gökten 3 elma düşmüş… Biri bu masalı anlatana, biri okuyana en sonuncu ise burada tatil yapanlara…